Sakın bozuldu sanıp çöpe atmayın! Zeytinyağının dibindeki o maddenin sırrı çözüldü…
Mutfakların vazgeçilmezi zeytinyağının dibinde zamanla koyu kıvamlı ve bulanık bir birikinti oluşabilir. Birçok tüketici bu görüntüyü gördüğünde yağın küflendiğini, bozulduğunu veya kalitesiz olduğunu düşünerek şişeyi çöpe atma hatasına düşüyor. Oysa uzmanlara göre bu bir bozulma belirtisi değil; yağın hiçbir kimyasal veya fiziksel işlemden geçmediğini gösteren en katıksız "doğallık belgesi"dir. İşte zeytinyağı tortusunun bilinmeyen faydaları, cilde ve bitkilere mucizevi etkileri ile doğru saklama yöntemleri…
Zeytinyağı alırken berrak ve pürüzsüz görünüm her zaman en sağlıklı ürün anlamına gelmez. Özellikle erken hasat döneminde toplanan ve filtrelenmeden ambalajlanan natürel sızma zeytinyağlarında zamanla dibe doğru koyu bir çökelti oluşur. Meyvenin kendi kabuk, et ve çekirdek parçacıklarından meydana gelen bu birikinti, doğallığın en somut kanıtıdır. Yağın süzülmeden, en saf ve ham haliyle tüketiciye ulaştığını gösteren bu durum; bilinenin aksine yağa değer katar. Ancak bu şifa deposundan tam anlamıyla faydalanabilmek için yağın tazelik süresine ve kullanım biçimlerine dikkat etmek büyük önem taşır.
SÜZÜLMÜŞ YAĞDAN ÇOK DAHA FAZLA ANTİOKSİDAN İÇERİYOR
Filtre edilmemiş zeytinyağının dibinde biriken tortu, kimyasal bileşimi bakımından oldukça zengindir. Süzme işleminden geçmeyen bu parçacıklar, berraklaştırılmış zeytinyağına kıyasla bünyesinde çok daha yoğun miktarda polifenol, E vitamini ve güçlü antioksidanlar barındırır.
Bağışıklık Sistemini Çelikleştirir: Yoğun antioksidan içeriği sayesinde vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı önlemeye yardımcı olur.
İltihapla Savaşır: Vücut genelinde oluşan kronik iltihaplanma ve enfeksiyon risklerine karşı doğal bir koruma kalkanı oluşturur.
Sindirim Sistemine Lif Desteği: Zeytin meyvesinin lifli yapısını doğrudan içerdiği için mide ve bağırsak mukozasını destekler, sindirimi kolaylaştırır.
KRİTİK UYARI!
Eğer tükettiğiniz zeytinyağı taze sıkımsa (yani ilk 6 aylık periyot içindeyse), şişenin dibindeki tortu adeta mucizevi bir şifa kaynağıdır. Ancak yağ çok uzun süre beklediyse, güneş ışığına maruz kaldıysa ve açıldığında ağır, acılaşmış bir koku yayıyorsa bu tortulu kısmın tüketiminde dikkatli olunmalı ve aşırıya kaçılmamalıdır.
ÇÖPE ATMAYIN, DEĞERLENDİRİN!
Şişenin dibinde kalan o son birkaç kaşık yoğun tortuyu lavaboya dökmek yerine evinizde ve kişisel bakımınızda birer mucizeye dönüştürebilirsiniz: