SON DAKİKA | AK Parti'ye katılan Cemil Tugay tarihi kararının perde arkasını ilk kez anlattı: Recep Tayyip Erdoğan bana güven verdi
Son dakika haberi: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay verdiği tarihi bir kararla AK Parti saflarına katıldı. Türkiye gündeminde geniş yankı bulan bu geçiş sürecini Cemil Tugay ilk kez Yeni Asır'a açıkladı. Rozet takma töreninde çok samimi anların yaşandığını belirten Cemil Tugay; Ben hayatım boyunca, yıllardır siyasetteyim, herhangi bir lideri bir başkası aşağıda konuşma yaparken Genel Başkanın ya da Cumhurbaşkanımızın onun yanında durduğunu görmedim. Konuşmam sırasında Cumhurbaşkanımız orada beni dinledi, konuşmanın bitmesini bekledi, yalnız bırakmadı beni." ifadelerini kullandı
Son dakika haberi AK Parti'ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Yeni Asır Gazetesi'ne samimi açıklamalarda bulundu. Tarihi kararın tek ve yegâne amacının sadece ve sadece İzmir'e hizmet etmek olduğunun altını çizen Tugay; samimi niyetine rağmen maruz kaldığı son derece sert eleştirilere ve kamuoyundaki yanlış anlaşılmalara açıklık getirmek amacıyla iç dünyasını paylaştı.
ANKARA DESTEĞİ ŞART
Göreve geldiğinde devraldığı İZBETON'un borç batağı, fecaat toplu iş sözleşmeleri ve atıl personel tablosuna dikkat çeken Cemil Tugay; İzmir'in en büyük tehdidi olan deprem riski ve kentsel dönüşüm için Ankara desteğinin şart olduğunu vurguladı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile görüşmesinde yaşanan kırılma anından, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Külliye'deki bir saatlik kritik zirveye kadar tüm süreci anlatan Tugay, çok tartışılan "refik" ve "kimsesizlerin kimsesi" çıkışlarının da perde arkasını paylaştı. Rozet töreninde Erdoğan'ın yanında beklemesinden duyduğu gururu dile getiren ve "İzmir için çok iyi olacak, ateşten gömlek giydim ama doğru yaptığıma inanıyorum" diyen Cemil Tugay, AK Parti'ye geçiş kararını ve kamera arkasında yaşanan tüm gelişmeleri tüm açıklığıyla gözler önüne serdi.
BAKAN KURUM İLE GÖRÜŞME ETKİLİ OLDU
- Hem siyasi dengeler hem de İzmir'in geleceği için çok önemli bir karar verdiniz. Bu kararı almanızı sağlayan kırılma anı neydi?
Süreci ben de tam olarak bilmeden yaşadım. Benim için kırılma Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'la görüşmemizden sonra oldu. Karabağlar'da 440 hektarlık alandaki kentsel dönüşüm sorunumuzu konuşmak üzere Çevre Şehircilik Bakanlığımıza gittik, görüştük. Bu konunun ardından bana Bakan Kurum, "İzmir nasıl gidiyor? Ne yapıyorsunuz?" dedi. "Vallahi elimizden geleni yapıyoruz ama epey bir sıkıntımız var" dedim. "Bağımsız olarak mı devam edeceksin?" dedi. "Şu anda öyle düşünüyorum. Herhangi bir verilmiş kararım yok" diye cevap verdim. Geçmiş dönemde İzmir'e ulaşmaya çalıştıklarını ama belediye başkanları tarafından dışlandıklarını söyledi. "Biz ne zaman bir şey yapmak istesek hep bunu engelleyecek adımlar attılar. Biz de bundan mutsuzuz" dedi. Ve tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada "Keşke sen AK Parti'ye gelsen de daha uyumlu çalışsak" dedi. "Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız?" dedim. O da "Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti'yle olursan daha da başarılı işler yaparsın" dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı. Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum'un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim. Sonraki süreçte de hem sayın Kurum ile birkaç görüşmemiz oldu hem de dolaylı olarak konunun Cumhurbaşkanı'na iletildiğini, onun da böyle bir şeyi istediğini söylediler. Epeyce bir düşündüm.
EN ÖNEMLİ SORUN KENTSEL DÖNÜŞÜM
- İzmir'in sorunları ve eksiklerini düşündüğünüzde, en çok hangi konuda hükümet desteğine ihtiyaç olduğunu düşünüyorsunuz?
Kentsel dönüşüm bence İzmir'in en önemli sorunu. En büyük korkumu bu görüşmelerimizde Bakan Kurum'a ve Cumhurbaşkanımıza da söyledim. En büyük korkum Allah korusun diri fayların üzerinde yaşıyor olmamız. Bir İzmir depremi olması ve bundan dolayı insanlarımızın hayatını kaybetmesi riski var. Ben gecekondu bölgelerini bir tarafa koyuyorum ama deprem açısından riskli olan yapıların acilen dönüşmesi lazım. Şimdi, benden önceki belediye başkanları "Biz İzmir'e TOKİ'yi sokmayız" mantığıyla hareket etmişler. Ben göreve geldikten sonra "TOKİ'yle de çalışabiliriz" dedim. Ama İzmir'le ilgili o kadar kötü bir gelenek oluşturmuşlar ki ben bakanlarla ne zaman görüşmeye gitsem hepsi, "Geçen dönem kimse bizimle konuşmadı; herkes bizi İzmir'in dışına itti, bizi dahil etmediler" diyorlar. Anlıyorum ki onlarda da bir kırılma yaratmışlar, İzmir'e karşı bir soğukluk geliştirmişler. Ben bunun bir parçası olmak zaten istemiyordum. İzmir'in çok önemli bir tarihi mirası var; pek çok antik kent var. Bunların hepsi turizm açısından çok önemli potansiyele sahip. Kemeraltı'nın, Basmane bölgesinin derlenip toparlanması lazım. Ama bunlarla ilgili etkili çalışmalar yapmak için de Kültür Bakanlığı'yla, vakıflarla ve diğer kurumlarla beraber çalışmaya ihtiyacımız var. Ancak geçmişten gelen iletişim noksanlığı engel oluyordu.
CUMHURİYETİN MİRASINA AK PARTİ DE SAHİP ÇIKIYOR
- Yaptığınız konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerini söylediniz. Bu da çok eleştirildi...
O konuşma kelimesi kelimesine, bütün kelimeleriyle son harfine kadar benim yazdığım bir konuşma. Ben yanlış anlaşılmaya çok üzüldüm. Cumhurbaşkanımızın geçmiş konuşmalarından hatırladığım ve gerçekten doğru bulduğum sözleri vardı. Onlardan bir tanesini ararken karşıma bu konuşmada kullandığım cümleleri çıktı ki birkaç defa söylemiş o cümleleri. Yani yoksul, gariban, mazlum insanlara sahip çıkacağına dair sözleri ve en sonunda da "AK Parti kimsesizlerin kimsesidir" sözü. Atatürk'ün "Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir" lafını da elbette biliyorum. Ve aslında şunu söylemeye çalıştım ben orada: Cumhuriyetin bir mirası varsa, Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi olan bir devletse; biz de -yani Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediğini kastederek söylüyorum- AK Parti olarak bu mirası bu şekilde görüyoruz ve biz de kimsesizlerin kimsesi olan bir siyasi parti olarak mücadele ediyoruz diye söylediğini anladım. Onun için o sözleri söyledim. Ben de siyasete açıkçası kimsesizlerin kimsesi olmak için girmiş bir insanım. Atatürk'ün sözünü kimse inkâr etmez, edemez. Ama bu, AK Parti'nin de o mirasa sahip çıkıp parti olarak kimsesizlerin kimsesi olmayı istemesine engel midir? Niye bu kadar eleştiriliyor anlamadım.